"Tarihçilik" dendiği zaman her Tarih Bölümü mezununun yaptığı iş kast edilmez. Bütün mezunların diplomalarının unvan kısmında "Tarihçi" yazması o kişilerin hepsinin birer Tarihçi olduğunu göstermez. Bir kişinin Tarihçi olabilmesi için lisanstan mezun olduktan sonra lisansüstü aşamalarını da başarıyla bitirip konusunda uzmanlaşması ve konusuyla ilgili bir iddiasının olması gerekmektedir. Doğal olarak iddiasını ortaya attıktan sonra da yine lisans döneminde öğrendiği araştırma yöntemleri, kaynak dilleriyle ve lisansüstü aşamalarında konusuyla ilgili kendi geliştirdiği değişik araştırma metot ve teknikleriyle bu iddiasını belgelere dayandırarak ispatlamak zorundadır. İşte bunu yapabilenler her zaman "büyük" olamasalar da "Tarihçi" unvanını hak eden kişilerdir.
Tarihçilikte en önemli nokta hiç kuşkusuz araştırma yöntemlerinin bilinmesidir. Bu yöntemlerin başında ise kaynak dili gelir. Ben nâçizâne bir Eskiçağ gönüllüsü, Eskiçağ sevdalısı olduğumdan, Eskiçağ Tarihi'nin temel kaynak dillerinin öneminden bahsettikten sonra, bir de Eskiçağ Tarihçisine gerekli olan diğer kaynak dilleri de dilimin döndüğü, lisânımın müsaade ettiği ölçüde anlatmaya çalışacağım.
Eskiçağ Tarihi bilindiği gibi genellikle Grek (Hellen) ve Roma uygarlıkları çerçevesinde gelişimini sürdüren bir anabilim dalı olduğu için bir Eskiçağ Tarihçisinin mutlaka ve mutlaka Hellence ve Latince öğrenmesi şarttır. Bu dillerin eğitimini ise lisansüstü aşamasında alabileceği gibi lisans döneminde de öğrenebilir. Hatta lisans döneminde bu dilleri öğrenmesi ve kendisini bu dillerde sürekli geliştirmesi, ilerideki akademik kariyerinde ona büyük bir avantaj sağlamaktadır. Çünkü Roma Tarihi'nin belli başlı ana kaynakları Latince kaleme alınmıştır; bu kaynakları okuyup sonuç çıkarabilmesi için Latince bilmesi şarttır. Hellence içinse Batı Anadolu ve Eski Yunan uygarlıklarından bahseden tarihi kaynakların Hellence olmasından dolayı Latince'den sonra en önemli ikinci dildir. Ayrıca Latince, bugünkü pek çok modern Batı (Avrupa) dillerinin atası olduğu için, Latince öğrenmek modern Batı dillerinin öğrenimini de kolaylaştırmaktadır.
Latince ve Hellence'nin önemini kavrayan ve bu dilleri öğrenen Eskiçağ Tarihi sevdalısı öğrenci, Eskiçağ Tarihinde kendisine coğrafi ve tarihsel dönem olarak sınırladığı alan ile ilgili eğer varsa diğer dilleri de öğrenmek durumundadır. Bu açıdan Eskiçağ Tarihi ile ilgili diğer dillere de bakmakta fayda vardır:
Arapça ve Farsça kaleme alınan bazı İslam tarihi kaynaklarında, bazı yazarlar eserlerini bir "dünya tarihi" sıralamasıyla düşünüp yazdıklarından dolayı bu tür bazı kaynaklarda Eski Yunan uygarlıkları, Romalılar ve Bizanslılar hakkında bilgilere rastlamak mümkündür. Bu açıdan bir Eskiçağ sevdalısının Latince ve Hellence'den sonra bu bağlamda Arapça ve Farsça öğrenmesi, onun akademik kariyerine bir artı değer katacaktır. Ancak, bu tür kaynakların yazarlarının Müslüman olmalarından ve bahsettikleri Eski Yunan ve Roma uygarlıklarının politeist inançlara sahip olmasından ötürü bu kaynakların bilgilerine şüpheyle yaklaşılmalıdır.
Kaynak dillerinden sonra bir diğer önemli nokta ise modern literatürde araştırma ve tarama yapmaktır. Sonuçta gerçek Tarihçiler sadece ana kaynaklarla yetinmeyip modern literatürden de yararlanırlar. Bu bağlamda Eskiçağ Tarihi'nde önemli araştırmalara imza atan milletlerin dillerini öğrenmek ilk adımı oluşturabilir. İngilizce öğrenmenin her şeyin başı ve doğal olarak akademik kariyerin de anahtarı olmasından dolayı, akademik kariyer yapacak olan bir kişiye "git İngilizce öğren" denmesinin gerçekten yersiz bir şaka olduğuna inanmaktayım. O kişi İngilizce öğrenmesi gerektiğini zaten bilir. Eskiçağ Tarihi'nde önemli araştırmalara imza atan milletlere gelince; Demirçağ Anadolu uygarlıklarını gün yüzüne çıkartmaları bakımından Almanların bu konudaki çalışmaları bir hayli önemlidir. Dolayısıyla konuyla ilgili olarak Almanca öğrenilmesi de araştırmacıya bir kolaylık sağlayacaktır. Bunun dışında genel olarak Fransızca, İtalyanca ve modern Yunanca öğrenmek gerçekten büyük kolaylıklar sağlayacaktır. Bu dillerin öğrenilmesiyle ilgili zamanlamayı ayarlamak tamamen kişiye özgüdür; fakat kaynak dillerinin mutlak suretle en erken olan vakitte öğrenilmesi temel şarttır.
NOT: Amor patria mei lex; itaque Historicus ero! (Orijial dili: Latince, Türkçesi: Vatan sevgisi kuralımdır; bu yüzden Tarihçi olacağım!)
Tarihçilikte en önemli nokta hiç kuşkusuz araştırma yöntemlerinin bilinmesidir. Bu yöntemlerin başında ise kaynak dili gelir. Ben nâçizâne bir Eskiçağ gönüllüsü, Eskiçağ sevdalısı olduğumdan, Eskiçağ Tarihi'nin temel kaynak dillerinin öneminden bahsettikten sonra, bir de Eskiçağ Tarihçisine gerekli olan diğer kaynak dilleri de dilimin döndüğü, lisânımın müsaade ettiği ölçüde anlatmaya çalışacağım.
Eskiçağ Tarihi bilindiği gibi genellikle Grek (Hellen) ve Roma uygarlıkları çerçevesinde gelişimini sürdüren bir anabilim dalı olduğu için bir Eskiçağ Tarihçisinin mutlaka ve mutlaka Hellence ve Latince öğrenmesi şarttır. Bu dillerin eğitimini ise lisansüstü aşamasında alabileceği gibi lisans döneminde de öğrenebilir. Hatta lisans döneminde bu dilleri öğrenmesi ve kendisini bu dillerde sürekli geliştirmesi, ilerideki akademik kariyerinde ona büyük bir avantaj sağlamaktadır. Çünkü Roma Tarihi'nin belli başlı ana kaynakları Latince kaleme alınmıştır; bu kaynakları okuyup sonuç çıkarabilmesi için Latince bilmesi şarttır. Hellence içinse Batı Anadolu ve Eski Yunan uygarlıklarından bahseden tarihi kaynakların Hellence olmasından dolayı Latince'den sonra en önemli ikinci dildir. Ayrıca Latince, bugünkü pek çok modern Batı (Avrupa) dillerinin atası olduğu için, Latince öğrenmek modern Batı dillerinin öğrenimini de kolaylaştırmaktadır.
Latince ve Hellence'nin önemini kavrayan ve bu dilleri öğrenen Eskiçağ Tarihi sevdalısı öğrenci, Eskiçağ Tarihinde kendisine coğrafi ve tarihsel dönem olarak sınırladığı alan ile ilgili eğer varsa diğer dilleri de öğrenmek durumundadır. Bu açıdan Eskiçağ Tarihi ile ilgili diğer dillere de bakmakta fayda vardır:
Arapça ve Farsça kaleme alınan bazı İslam tarihi kaynaklarında, bazı yazarlar eserlerini bir "dünya tarihi" sıralamasıyla düşünüp yazdıklarından dolayı bu tür bazı kaynaklarda Eski Yunan uygarlıkları, Romalılar ve Bizanslılar hakkında bilgilere rastlamak mümkündür. Bu açıdan bir Eskiçağ sevdalısının Latince ve Hellence'den sonra bu bağlamda Arapça ve Farsça öğrenmesi, onun akademik kariyerine bir artı değer katacaktır. Ancak, bu tür kaynakların yazarlarının Müslüman olmalarından ve bahsettikleri Eski Yunan ve Roma uygarlıklarının politeist inançlara sahip olmasından ötürü bu kaynakların bilgilerine şüpheyle yaklaşılmalıdır.
Kaynak dillerinden sonra bir diğer önemli nokta ise modern literatürde araştırma ve tarama yapmaktır. Sonuçta gerçek Tarihçiler sadece ana kaynaklarla yetinmeyip modern literatürden de yararlanırlar. Bu bağlamda Eskiçağ Tarihi'nde önemli araştırmalara imza atan milletlerin dillerini öğrenmek ilk adımı oluşturabilir. İngilizce öğrenmenin her şeyin başı ve doğal olarak akademik kariyerin de anahtarı olmasından dolayı, akademik kariyer yapacak olan bir kişiye "git İngilizce öğren" denmesinin gerçekten yersiz bir şaka olduğuna inanmaktayım. O kişi İngilizce öğrenmesi gerektiğini zaten bilir. Eskiçağ Tarihi'nde önemli araştırmalara imza atan milletlere gelince; Demirçağ Anadolu uygarlıklarını gün yüzüne çıkartmaları bakımından Almanların bu konudaki çalışmaları bir hayli önemlidir. Dolayısıyla konuyla ilgili olarak Almanca öğrenilmesi de araştırmacıya bir kolaylık sağlayacaktır. Bunun dışında genel olarak Fransızca, İtalyanca ve modern Yunanca öğrenmek gerçekten büyük kolaylıklar sağlayacaktır. Bu dillerin öğrenilmesiyle ilgili zamanlamayı ayarlamak tamamen kişiye özgüdür; fakat kaynak dillerinin mutlak suretle en erken olan vakitte öğrenilmesi temel şarttır.
NOT: Amor patria mei lex; itaque Historicus ero! (Orijial dili: Latince, Türkçesi: Vatan sevgisi kuralımdır; bu yüzden Tarihçi olacağım!)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder